Ana içeriğe atla

Halil İnalcık / Atatürk ve Demokratik Türkiye Eleştiri Yazısı

 Atatürk ve Demokratik Türkiye Eleştiri Yazısı

Atatürk ve Demokratik Türkiye

Halil İnalcık.
İstanbul: Kronik Yayınları, Şubat 2022, 240 sayfa.

          Halil İbrahim İnalcık (7 Eylül 1916; Osmanlı İmparatorluğu,İstanbul – 25 Temmuz 2016; Türkiye Cumhuriyeti,Ankara), Türk tarih profesörü. Eserleriyle Osmanlı-Türk tarihine hem siyasi ve ekonomik konularda hem de kültür ve medeniyet tarihi alanında orijinal katkılarda bulunmuş bir bilim insanıdır. Tarih alanındaki üstün çalışmaları ve yetiştirdiği öğrenciler sebebiyle Şeyh-ûl Müverrihin (Tarihçilerin şeyhi) ve Tarihçilerin Kutbu gibi isimlerle de anılmıştır. İnalcık, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde 32 yıl hizmet verdikten sonra 1972 yılında Chicago Üniversitesinde Osmanlı Tarihi Kürsüsünü, 1993 yılında Bilkent Üniversitesinde Tarih Bölümünü kurmuştur. İnalcık, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne (2002), TÜRKSOY Onur Madalyası'na (2012), Macaristan Liyakat Nişanı'na sahiptir.




           Kitapta genel anlamda anlaşılır bir dil kullanılırken bazı bölümlerde Osmanlıca ve Arapça kökenli kelimelerin kullanıldığını belirtmek gerekir. Kitapta açıklama, tartışma, özetleme gibi anlatım teknikleri kullanılmıştır. Anlatımına baktığımızda ise başlıkları büyük harf ve kalın punto ile, önemli noktaları tırnak içinde belirtilerek okuyucunun dikkatinin çekilmesi amaçlanarak hareket edilmiştir. Yer yer sayısal veriler kullanılarak okuyucunun olayları daha rahat bir şekilde anlaması kolaylaştırmıştır. Ayrıca bellirli cümleler (ya da sözcükler) için sayfanın alt kısmında açıklama yapılmış, kaynakça belirtilmiş, daha fazla bilgi için kitap (ya da makale) önerileri yapılmış vb. okuyucunun daha fazla araştırıp konu hakkında bilgi edinmesi amaçlanmıştır.
          Kitap genel olarak on ana bölümden oluşmaktadır. Ana bölümlerde kendi içinde bölüme ayrılarak okuyucunun konuları daha iyi algılaması amaçlanmıştır. Bölümlerde Atatürk'ten, Atatürkçülükten, laiklikten, Türklükten, Türkiye ve Japonya'nın siyasi modernleşmesinden, Osmanlı Devleti'nden, helenizmden, megali ideadan vs. bahsedilmiştir. 
          İnalcık kitabında Kıbrıs'daki sorunlardan da bahsetmiş ve bu sorunların ''Avrupa'nın Helenizm Yunan davalarını kendi öz davaları gibi benimsemesidir (Sayfa, 228).'' düşüncesinden ortaya çıktığını belirtmiştir. Ayrıca Denktaş ''Batı dünyası, Türkler söz konusu olduğunda nerededir? ... Türkler, Haçlı Avrupası yanında gerçekten insan haklarına inanmış bir Avrupa olduğuna inanmaktadır (Sayfa,230).'' sözlerini söylemiş Batı'nın taraflı bir tutum sergilediğini belirtmiştir.

Halil İnalcık.

          Kitap, Mustafa Kemal'in hedeflediği Türkiye'nin oluşumunda etkileri olan düşünürlerden (Örneğin, ''Gökalp'in temel görüşleri, özellikle Türk milli devletinin kuruluş döneminde kültür hayatımızıda derin bir etki yapmış, ona yön vermiştir (Sayfa, 176).'',Osmanlı Devleti'nin, Garp'ın, Şark'ın etkilerinden bahsetmiştir.
         Kitap Demokratik Türkiye'nin temellerinin nasıl atıldığından, atılırken nelere dikkat edildiğinden, cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk ile devrimlerinin kaynağını daha iyi öğrenmek, modernleşen Türkiye'nin sorunlarını anlamak için yazılmış bir eserdir.
          Atatatürk devrimini yorumlayan Prof. Dr. Lewis'in ''Türkler pratik sağduyularını ve her şeye çare bulma kabiliyetlerini kullanarak İslamiyet'le modernlik arasında bir uzlaşma şekli bulacaklardır. Bu da onlara, bir çatışma haline düşmeksizin, hem Ata'nın hürriyet ve ilerilicilik yolundan, hem de büyük atalarının Tanrı'ya eriştiren yolundan gitme imkanı verecektir (Sayfa, 124).'' yorumu önemlidir. Ayrıca Prof. Dr. Lewis Türkiye'nin neden Batı'ya daha yakın olduğunu ''Türkiye için asırlık emperyalist tehdit Rusya tarafından geldiği için Türkler daima Rusya'ya karşı Batı ile dayanışma halinde bulunmuşlardır. Halbuki Orta Doğu'nun diğer milletleri, Rusya'ya daha ziyade sempati ile bakarlar (Sayfa, 125).'' sözleri ile açıklamaktadır.
          Mustafa Kemal hedeflediği Türkiye'yi oluştururken Arnold Toynbee de belirttiği gibi ''İhtilal otokratik metotlar ile yürütülmüştür (Sayfa, 114).'' İnalcık da ''O radikal devrimlerini uygulamak için devletin başına geçmeli, tam ve mutlak bir iktidar sahibi olmalıydı (Sayfa,23).'' görüşlerini belli etmiştir.
          Atatürk dinin ve ibadetin kişinin vicdan işi olduğunu düşünerek hilafeti kaldırmış, laikliği getirmiştir.Atatürk Türkiyesi ''Anadolu'da milli ve seküler bir cumhuriyetin ortaya çıkması, bütün İslam dünyasının temellerinden sarsan gelişmelerin başlangıcıdır (Sayfa,29.)''.
         İnalcık Türkiye'nin moderleşmesi konusunda ''Fakat bugün gözlenmektedir ki, Atatürk'ün ölümünden çeyrek asır sonra Türkiye, hala gelişmemiş memleketler arasındadır. Moderleşme gerçekleşmemiştir (Sayfa, 86)'' fikirlerini belirtmiştir.
          Mustafa Kemal Atatürk inandığı ilkeler doğrultusunda halkını bağımsızlaştırmaya, millileştirmeye, modernleştirmeye çalışmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devletini radikal devrimler ile geliştirmeyi amaçlamıştır. Atatürk demokratik unsurlar ile birlikte Türkiye'yi yaşanabilir bir ülke haline getirmiştir. Atatürk'ün de dediği  gibi ''Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı var olmalarının yegâne koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.''.

Halil İnalcık / Atatürk ve Demokratik Türkiye kitabını satın almak için;

Kaynakça:

                                  

Destek, talep ve görüşlerinizi yorumlarda belirtirseniz sevinirim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Honeyland

 Honeyland           Honeyland (Медена земја) , Tamara Kotevska ve Ljubomir Stefanov'un yönetmenliklerini üstlendiği dünya prömiyerinin 28 Ocak'ta 2019 Sundance Film Festivali'nde yapılmış olan Makedonya belgeselidir.            Uzak bir dağ köyü olan Bekirlija'da yaşayan , yabani arıların yalnız arıcılarından Hatidže Muratova'nın hayatını konu alır ve komşuları yakınlara taşınmadan önce ve sonra yaşam tarzını takip eder.           Başlangıçta, Kuzey Makedonya'da Bregalnica nehri ve çevresindeki bölgenin korunmasına odaklanan, hükümet tarafından finanse edilen kısa bir belgesel olarak tasarlanmıştır. Ancak belgesel ekibi Hatidže ile tanıştıktan sonra odak noktaları değişmiştir. İlk etapta belgesele katılmaya isteksiz olsa da Hatidže, dünyaya sürdürülebilir bir yaşam mesajı göndermek için dahil olmayı kabul eder. Film, Hatidže'nin annesiyle olan ilişkisine odaklanacaktır ve yönetmenler, göçebe aile daha ...

Origins

I Origins            I Origins, Mike Cahill tarafından yazılıp yönetilen 2014 yapımı Amerikan bilimkurgu, romantik, drama filmidir . Bağımsız yapım, 18 Ocak 2014'te 2014 Sundance Film Festivali'nde ilk gösterimi yapılmıştır. 11 Ekim 2014'te Catalunya Uluslararası Fantastik Sinema Festivali'nde En İyi Uzun Metrajlı Film Ödülü'nü kazanmıştır. İnternet Movie Database (IMDb) 'de 10 üzerinden 7.3 puan almıştır. Sinema göstermi posteri.           Doktora öğrencisi Ian Gray, araştırma ortağı Kenny ve birinci sınıf laboratuvar asistanı Karen ile birlikte gözün evrimini araştırmaktadır. Elizonda ile Gray'in aşkı ile başlayan serüven Hindistan'da son bulacaktır.           Film 1 saat 56 dakika. İlk 40-45 dakikası romantizm ile sürereken yarısından sonra film hareketleniyor ve akış değişiyor.           İris benzerliği ruh benzerliği ile eşleşebilir mi? Filmin asıl amacı bu soruyu aydınlatm...

Yirmi

-20          20. Bir çocuk bile ilk zamanlar ona kadar saymayı öğrenir, yirmiye kadar saymak zordur onun için. Bizler ise dünyada yaklaşık 20 yıldır ruhumuzla, bedenimizle varız. Ruh için fazla, insan hayatı için kısa sayılabilecek yıl sayısı kadar.           İnsan neden memnun olmaz? Küçükken büyümek, büyürken küçülmek ister. İnsan geri getiremeyeceği ya da durduramayacağını bildiği şeylere etki edemeyeceğini bildiği için memnuniyetsizleşir. Küçük iken büyüyünce her şeyin güzel olacağını, istediğimiz gibi yaşayacağımızı umarak büyüdük. Ama öyle değilmiş.           Bir olgunun belirsiz olması durumu bizi tedirgin eder. Sonucu iyi olsa bile. İnsan önünü, arkasını net bir biçimde görmek ister. Ancak yirmili yaşlar öyle değil. Hayatımızdaki hiçbir şey belli değil. İleride ne olacağımız belli değil. İnsanın bu yaşlarda varoluşsal sancılar çekmesi normal herhalde. Karşısına çok fazla seçenek çıkıyor: mesleği, ilgi ala...