Ana içeriğe atla

Ayşe Kulin / Nefes Nefese Eleştiri Yazısı

 AYŞE KULİN / NEFES NEFESE ELEŞTİRİ YAZISI


NEFES NEFESE

Ayşe Kulin.
İstanbul: Everest Yayınları, Mart 2021, 384 sayfa. 


         Ayşe Kulin (d. 26 Ağustos 1941, İstanbul), Türk yazar ve gazeteci. Kaleme aldığı biyografik eserleri ve romanlarıyla çok okunan yazarlardan biri olmuş ve birçok ödül kazanmıştır. Üslubundaki akıcılık ve yalınlıkla büyük övgü alan yazarın öykü ve kitapları senaryolaştırılıp beyazperdeye aktarıldı. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı. Ayşe Kulin, aynı zamanda UNICEF TÜRKİYE İYİ NİYET ELÇİSİ olarak görev yapmaktadır. 
Yazarın Nefes Nefese adlı romanı, 2016 yılında İtalya’da en prestijli roman ödüllerinden olan Premio Roma’da en iyi yabancı roman ödülünü kazanmıştır.
Ayşe Kulin’in kitapları dünya çapında 22 dile çevrilmiştir ve yazar, ülkemizde geniş bir okuyucu kitlesine sahiptir.
          Ayşe Kulin Yahudi Soykırımı'na uğrayan insanları, Türk diplomatları vb. kişileri dinleyerek 2.Dünya Savaşı gibi gerçek olaylar ile yaşanabilecek kurgulu bir roman meydana getirmiştir. Ayşe Kulin bu romanında, hem ülkeyi savaşın ortasından başarıyla geçiren kadronun hem de Selva ile Rafael'in zor aşkının peşine düşerek, kendi canları pahasına yüzlerce Yahudi'yi Nazi kıyımından kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını da gün ışığına çıkarıyor. Ayrıcı bu roman  2016 yılında İtalya’da en prestijli roman ödüllerinden olan Premio Roma’da en iyi yabancı roman ödülünü kazanmıştır.
          
Remzi Kitabevi'nin 20 Mayıs 2002'de
 basmış olduğu kitabın kapak sayfası.
      
          Kitap genel anlamanda halkın anlayabileceği bir Türkçe ile yalın bir biçimde yazılarak okuyucuya aktarılmıştır. Bazı sayfalarda bilinmeyen ya da bilmediğimiz kelimeler bulunmaktadır. Fakat tolere edilebilecek kadar bilinmeyen kelimeler vardır. Bazı bilinmeyen kelimelerinde anlamları verilmiş durumdalar. Kitapta diyalog, betimleme gibi anlatım teknikleri kullanılarak okuyucuların daha somut şekilde olayların anlaması sağlanmıştır.
          Ayşe Kulin'in biyografi, roman, öykü gibi birçok yazı türünde kitaplar yazdığını söylemek mümkün. Ayrıca çıkardığı eserlerden bazıları (Veda adlı romanı) filme de uyarlanmış durumdadır. Kendisi Gülizar öyküsünden Kırık Bebek adıyla senaryolaştırdığı filmi Kültür Bakanlığı Ödülü (1986)
Ayaşlı ve Kiracıları dizisi, Tiyatro Yazarları Derneği, En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü (1986) gibi ödüller de almıştır. 50'yi aşkın kitabıyla kitapseverlere birçok tercih sunmakta.

Hitler'in Paris işgali
 sırasında çekilen bir fotoğrafı.

         Kitapta Paris, Marsilya, Ankara gibi başlıklar ile beraber bölünmüş durumda. Nasıl ki Türk dizilerinde bir olayı heyecanlandırıp bölümü bitiriyorlarsa Ayşe Kulin'de Nefes Nefese adlı romanında bunu yapmış. Yahudi Türklerinin, Yahudilerin yaşadığı o soykırımı, dehşeti gözler önüne sermiş. Hatta Alman Subayları o dönemde erkek Yahudilerin sokak ortalarında özel bölgelerine bakarak Yahudi olup olmadıklarını anlamaya çalışıyorlarmış. (Yahudiler de doğduklarından 8. gününde sünnet olurlar.) Yani bu örneğe baktığımız zaman kayıtsız kalmak elde değil. O insanların yaşadığı acımasızlığı ve ayrımcılığa tepki göstermemek...

Ayşe Kulin.

         Kitabın konusunu belirmeye çalışırsak ''Osmanlı Devleti'nin son Sıhhiye Nazırı Fazıl Reşat Paşa'nın kızı Selva ile, âşık olduğu Musevi genci Rafael, evlenmelerine karşı çıkan aileleri tarafından dışlanınca Fransa'ya giderler. Ancak burada da huzur bulamayacak, II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla, bu kez de Hitler'in ağına takılacaklardır. Etraflarını saran Nazi çemberi gitgide daralırken, her an tutuklanıp kamplara yollanma korkusuyla yaşamaktadırlar. İşte tam o yıllarda Türkiye, savaşın ateşine bulaşmadan, Almanlarla Müttefikler arasında gerili ince ipte, bir cambaz maharetiyle yürümeye çalışmaktadır.' demek doğru olur.
          Dünya kapitalist ve emperyalist düzen yüzünden bir savaşa sürükleniyor. Bu savaşta çok zeki ruh hastalarından biri olan Hitler'in çocukken ailesi ile beraber Yahudi bir aile tarafından dışlanarak bir travma yaratması sonucunda Yahudilerin kalmasını istememesi yani onları soykırıma maruz bırakma isteği ile meydana gelen dehşet verici bir olay. Ardından Hitler'e dur denmek isteniyor fakat Almanlar saldırgan bir tutumları olduğu için herkes göz yummak zorunda kalıyorlar. Daha sonra güç onların eline geçince kendi mahkemelerinde para cezalarına çarptırıyorlar tabi ki. Daha sonra İsrail denen bir devlet kurma girişimleri ortaya çıkıyor ve bu durum onların lehine sonuçlanıyor. Ardından her fırsatta antisemitizmi hatırlatarak bir yerlere gelmeye çalışıyorlar ve Filistin'de çocukları öldürüyorlar. Aslında benim anlattığım bu olaylar kapitalizm ve emperyalizm için çok doğal durumlar. Maalesef savaşlar çıkacak, insanlar ölecek ve bir güçlü olacak, herkes ne derse yapacak. Bu durumları değiştirmek için sistemi değiştirmek gerekir. !!UNUTMAYALIM!! ''Her sistem belli başlı sorunları ortaya çıkarır. Çünkü devletlerin, sistemlerin de bir ömrü vardır. Karl Marx'ın dediği gibi “Dünyadaki her şey hareket halindedir… yaşam değişir, üretici güçler büyür, eski ilişkiler çöker.” 

Nefes Nefese Adlı Kitabı Satın Almak İçin ;
https://www.kitapyurdu.com/kitap/nefes-nefese/103598.html                                                                                                                                                

                                                            

Destek, talep ve görüşlerinizi yorumlarda belirtirseniz sevinirim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Honeyland

 Honeyland           Honeyland (Медена земја) , Tamara Kotevska ve Ljubomir Stefanov'un yönetmenliklerini üstlendiği dünya prömiyerinin 28 Ocak'ta 2019 Sundance Film Festivali'nde yapılmış olan Makedonya belgeselidir.            Uzak bir dağ köyü olan Bekirlija'da yaşayan , yabani arıların yalnız arıcılarından Hatidže Muratova'nın hayatını konu alır ve komşuları yakınlara taşınmadan önce ve sonra yaşam tarzını takip eder.           Başlangıçta, Kuzey Makedonya'da Bregalnica nehri ve çevresindeki bölgenin korunmasına odaklanan, hükümet tarafından finanse edilen kısa bir belgesel olarak tasarlanmıştır. Ancak belgesel ekibi Hatidže ile tanıştıktan sonra odak noktaları değişmiştir. İlk etapta belgesele katılmaya isteksiz olsa da Hatidže, dünyaya sürdürülebilir bir yaşam mesajı göndermek için dahil olmayı kabul eder. Film, Hatidže'nin annesiyle olan ilişkisine odaklanacaktır ve yönetmenler, göçebe aile daha ...

Origins

I Origins            I Origins, Mike Cahill tarafından yazılıp yönetilen 2014 yapımı Amerikan bilimkurgu, romantik, drama filmidir . Bağımsız yapım, 18 Ocak 2014'te 2014 Sundance Film Festivali'nde ilk gösterimi yapılmıştır. 11 Ekim 2014'te Catalunya Uluslararası Fantastik Sinema Festivali'nde En İyi Uzun Metrajlı Film Ödülü'nü kazanmıştır. İnternet Movie Database (IMDb) 'de 10 üzerinden 7.3 puan almıştır. Sinema göstermi posteri.           Doktora öğrencisi Ian Gray, araştırma ortağı Kenny ve birinci sınıf laboratuvar asistanı Karen ile birlikte gözün evrimini araştırmaktadır. Elizonda ile Gray'in aşkı ile başlayan serüven Hindistan'da son bulacaktır.           Film 1 saat 56 dakika. İlk 40-45 dakikası romantizm ile sürereken yarısından sonra film hareketleniyor ve akış değişiyor.           İris benzerliği ruh benzerliği ile eşleşebilir mi? Filmin asıl amacı bu soruyu aydınlatm...

Yirmi

-20          20. Bir çocuk bile ilk zamanlar ona kadar saymayı öğrenir, yirmiye kadar saymak zordur onun için. Bizler ise dünyada yaklaşık 20 yıldır ruhumuzla, bedenimizle varız. Ruh için fazla, insan hayatı için kısa sayılabilecek yıl sayısı kadar.           İnsan neden memnun olmaz? Küçükken büyümek, büyürken küçülmek ister. İnsan geri getiremeyeceği ya da durduramayacağını bildiği şeylere etki edemeyeceğini bildiği için memnuniyetsizleşir. Küçük iken büyüyünce her şeyin güzel olacağını, istediğimiz gibi yaşayacağımızı umarak büyüdük. Ama öyle değilmiş.           Bir olgunun belirsiz olması durumu bizi tedirgin eder. Sonucu iyi olsa bile. İnsan önünü, arkasını net bir biçimde görmek ister. Ancak yirmili yaşlar öyle değil. Hayatımızdaki hiçbir şey belli değil. İleride ne olacağımız belli değil. İnsanın bu yaşlarda varoluşsal sancılar çekmesi normal herhalde. Karşısına çok fazla seçenek çıkıyor: mesleği, ilgi ala...