Ana içeriğe atla

SSCB'de Neden Yoldaş Sıfatı Var?

  SSCB'de NEDEN YOLDAŞ SIFATI VAR?

          SSCB 1922 yılında Ekim Devrimi'yle kurulmuş,kömünist bir yönetim anlayışı benimseyen birçok ülkeyi tek bir birlikte yani ülkede toplayan birliktir. SSCB'de özellikle Stalin döneminde, Lenin öldükten sonra, sıkı bir yönetim ilan edilmiştir. Bazı verilere göre binlerce insan iktidardaki kişiyi desteklemediği için öldürülmüştür. Hatta Stalin'in ölümü bile halktan 2-3 gün boyunca saklanmış,ona benzeyen bir kişi yapılarak yaşadığı gösterilmeye çalıştırılmıştır. (Hatta Stalin'in belgeselini izlemek istiyorsanız linki sayfanın aşağısında bulabilirsiniz.) Aslında SSCB'nin yıkılmasındaki en büyük neden Çernobil felaketi ve iktidarı ele geçiren başkanın kapitalizme insiyatifler vermesi sonucu SSCB, Sovyet vatandaşlarına göre CCCP olarak kabul edilir.


          Kömünizmin asıl amacı eşitliği sağlamaktır. Bir devlet adamıyla, bir çöpçü, bir doktorla, bir devlet memurunun eşit şartlarla yaşaması sağlanmaktadır. Ülkede tek parti vardır.Partide muhalifler olan ve her daim aynı partiden başkan seçilen bir sistem vardır. Aslında CCCP Marksizim'e biraz daha eklentiler yapılarak (ya da somutlaştırılmış hali diyebiliriz) Leninizm ile yönetilmekteydi. Ülkenin amacı herkesi eşit şekilde yaşatmaktı ve bunu halkla beraber başarıyorlardı. Bir doktor, çöpçü, devlet başkanı aynı yolda yürüryordu. Bu nedenle de SSCB'de herkese 'Yoldaş' sıfatının kullanıldığını rastlamak mümkündür.

https://www.youtube.com/watch?v=s6O14NEXbN0 (Stalin Belgeseli Linki)


                                                                       

Destek, talep ve görüşlerinizi yorumlarda belirtirseniz sevinirim.                                                                    

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Honeyland

 Honeyland           Honeyland (Медена земја) , Tamara Kotevska ve Ljubomir Stefanov'un yönetmenliklerini üstlendiği dünya prömiyerinin 28 Ocak'ta 2019 Sundance Film Festivali'nde yapılmış olan Makedonya belgeselidir.            Uzak bir dağ köyü olan Bekirlija'da yaşayan , yabani arıların yalnız arıcılarından Hatidže Muratova'nın hayatını konu alır ve komşuları yakınlara taşınmadan önce ve sonra yaşam tarzını takip eder.           Başlangıçta, Kuzey Makedonya'da Bregalnica nehri ve çevresindeki bölgenin korunmasına odaklanan, hükümet tarafından finanse edilen kısa bir belgesel olarak tasarlanmıştır. Ancak belgesel ekibi Hatidže ile tanıştıktan sonra odak noktaları değişmiştir. İlk etapta belgesele katılmaya isteksiz olsa da Hatidže, dünyaya sürdürülebilir bir yaşam mesajı göndermek için dahil olmayı kabul eder. Film, Hatidže'nin annesiyle olan ilişkisine odaklanacaktır ve yönetmenler, göçebe aile daha ...

Origins

I Origins            I Origins, Mike Cahill tarafından yazılıp yönetilen 2014 yapımı Amerikan bilimkurgu, romantik, drama filmidir . Bağımsız yapım, 18 Ocak 2014'te 2014 Sundance Film Festivali'nde ilk gösterimi yapılmıştır. 11 Ekim 2014'te Catalunya Uluslararası Fantastik Sinema Festivali'nde En İyi Uzun Metrajlı Film Ödülü'nü kazanmıştır. İnternet Movie Database (IMDb) 'de 10 üzerinden 7.3 puan almıştır. Sinema göstermi posteri.           Doktora öğrencisi Ian Gray, araştırma ortağı Kenny ve birinci sınıf laboratuvar asistanı Karen ile birlikte gözün evrimini araştırmaktadır. Elizonda ile Gray'in aşkı ile başlayan serüven Hindistan'da son bulacaktır.           Film 1 saat 56 dakika. İlk 40-45 dakikası romantizm ile sürereken yarısından sonra film hareketleniyor ve akış değişiyor.           İris benzerliği ruh benzerliği ile eşleşebilir mi? Filmin asıl amacı bu soruyu aydınlatm...

Yirmi

-20          20. Bir çocuk bile ilk zamanlar ona kadar saymayı öğrenir, yirmiye kadar saymak zordur onun için. Bizler ise dünyada yaklaşık 20 yıldır ruhumuzla, bedenimizle varız. Ruh için fazla, insan hayatı için kısa sayılabilecek yıl sayısı kadar.           İnsan neden memnun olmaz? Küçükken büyümek, büyürken küçülmek ister. İnsan geri getiremeyeceği ya da durduramayacağını bildiği şeylere etki edemeyeceğini bildiği için memnuniyetsizleşir. Küçük iken büyüyünce her şeyin güzel olacağını, istediğimiz gibi yaşayacağımızı umarak büyüdük. Ama öyle değilmiş.           Bir olgunun belirsiz olması durumu bizi tedirgin eder. Sonucu iyi olsa bile. İnsan önünü, arkasını net bir biçimde görmek ister. Ancak yirmili yaşlar öyle değil. Hayatımızdaki hiçbir şey belli değil. İleride ne olacağımız belli değil. İnsanın bu yaşlarda varoluşsal sancılar çekmesi normal herhalde. Karşısına çok fazla seçenek çıkıyor: mesleği, ilgi ala...